CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu "İdlib'de ölenlerin sorumlusu Erdoğan" sözlerinden dolayı eleştiren Erdoğan, "Bir taraftan tezkereye evet diyeceksin, sonra İdlib'de ölenlerin sorumlusu Erdoğan diyeceksin. Ya sen ne cahil adamsın ya, bu ne mantıksızlık. Yanında taşıdığı adamların her biri bir alem. Çanakkale'de o şehitlerin yanında hepsi içti. Eğitim vermeye geldiniz, önce kendiniz eğitim alın ya. Ya 24 saat de içmeyiverin ya, burası Kabristan. Bu şehitler, bunlar için mi şehadet şerbeti içti. Kahroluyorlar" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun "ABD ile vize krizinin zararı 50 milyar" sözleriyle ilgili Erdoğan, "Hemen hesap yapmışlar, '50 milyar zarara girdik krizde' diye. Sözde adalet yürüyüşü yapıyorlar, terör örgütü mensupları ve onlarla beraber olanlarla birlikte. Başımıza adeta, FETÖ'nün şakirti, PKK'nın yoldaşı, AB'nin 5. kolu kesildiler" ifadesini kullandı.



CHP Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan'ın AKP Grup Başkanvekili Tülay Ömercioğlu'na "Konuşma, kes, ahlâklı ol" sözleriyle ilgili de, "Seçilmişe saygısızlık yapan Çanakkale Belediye Başkanı'nın 18 Mart'taki törenlerinde konuşmasına izin verilmeyecek. Talimatı verdim" dedi.

Erdoğan Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ihtiyacı olmadığını ifade ederek, "Türkiye'yi batı ve dünyadan tecrit için ellerinden geleni yapanlar beyhude uğraşıyorlar. AB serbest dolaşım hakkı vermedi de ne oldu? Dünya başımıza mı yıkıldı? Hala oyalıyorlar. Bu minderden biz değil siz kaçacaksınız. Eğer dürüstseniz yapın açıklamanızı. Açıklamayı yapın bitirelim işi. Bizim size ihtiyacımız yok" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı, müftülerin nikâh kıymasıyla ilgili de "Düzenleme, siz isteseniz de istemesiniz de Meclis'ten geçecek" dedi.

Partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuşan Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

Türkiye'yi, FETÖ ve PKK gibi terör örgütleri ile köşeye sıkıştıramayanlar kendileri doğrudan araya girmeye başladılar. AB'deki serbest dolaşım hakkımızı sürekli erteliyor ve bizleri oyalıyorlar. Bunun için göçmenlerin Avrupa'ya yönelmesini engellemek amacıyla kendilerinin önerdiği yardımlar yapılmıyor. Tüm teamüller ve diplomatik kurallar yok sayılarak ABD'ye vize başvuruları askıya alınıyor.

DEAŞ'a karşı en ciddi mücadeleyi yürüten Türkiye'yi terör örgütleri ile yan yana göstermenin yolları aranıyor. Ekonomimizle ilgili olumsuz spekülasyonlar üretiliyor. Gezi olayları sırasında bir kesim çerden çöpten bahanelerle sokaklarda olay çıkarmaya başladığında milletimiz oyunu gördü ve ona göre pozisyon aldı. 17-25 Aralık'ta milletimiz bize her zamankinden çok daha fazlasıyla sahip çıktı. 7 Haziran'dan sonra hiçbir parti tek başına iktidara gelemeyince kimlerin eski Türkiye hayali ile yerinde duramadığını yine en iyi milletimiz gördü. 1 Kasım'da durumu düzeltti.

PKK terör örgütünü tekrar devreye soktular. Aynı dönemde DEAŞ terör örgütünün de canlı bomba saldırıları artmaya başladı. Bu örgütün ipini elinde tutanların hedef olarak ülkemizi gösterdiği anlaşılıyordu.

15 Temmuz gecesi yeni bir hamle yaptılar. Bu defa bambaşka bir manzara ortaya çıktı. Milletimiz tarihinde ilk defa darbecilere karşı fiilen mukavemet gösterdi. Biz de milletimizle birlikte darbecilerin karşısına dikilerek bu teşebbüsün akamete uğratılmasını sağladık. Hemen arkasından Fırat Kalkanı ile bizi durduramayacakları mesajını darbenin arkasındaki güçlere verdik.

Türkiye'ye siyasi, sosyal, diplomatik, askeri, ekonomik, tüm alanlarda diz çöktüremeyenler yeni oyunlarla karşımıza çıkıyor. "Namert kaçar, mert direnir" diyoruz. Biz sadece direnmekle kalmıyoruz, kendi oyun planımızı adım adım uyguluyoruz. Savunmamızı güçlendirirken taarruzu da ihmal etmiyoruz.

Türkiye'yi batı ve dünyadan tecrit için ellerinden geleni yapanlar beyhude uğraşıyorlar. AB serbest dolaşım hakkı vermedi de ne oldu? Dünya başımıza mı yıkıldı?

"Bitirelim bu işi"

Türkiye'yi batı ve dünyadan tecrit için ellerinden geleni yapanlar beyhude uğraşıyorlar. AB serbest dolaşım hakkı vermedi de ne oldu? Dünya başımıza mı yıkıldı? Hala oyalıyorlar. Bu minderden biz değil siz kaçacaksınız. Eğer dürüstseniz yapın açıklamanızı. Açıklamayı yapın bitirelim işi. Bizim size ihtiyacımız yok. Karşılıklı bir ihtiyaç formülü var.

İran'da, Ukrayna'da, Sırbistan'daydım. Bu salı da Polonya'ya gidiyoruz.

"Bir gece ansızın gelebiliriz dedik, dün gece operasyonu başlatık"

Bir gece ansızın gelebiliriz dedik ve TSK, ÖSO'yla İdlib'le ilgili operasyonunu başlattı. Çünkü oradaki mazlumların üzerine gelenler, o mağdurlara bunca silahla saldıranlar; rejim, ne yazık ki tüm bunların karşısında bize tarihi bir sorumluluk yüklüyor. İdlib'de şu an Halep'ten kovulanlar var.



"24 saat de içmeyiverin ya"

Kimse bize bunu niye yaptınız diyemez. Bir taraftan tezkereye evet diyeceksin, sonra İdlib'de ölenlerin sorumlusu Erdoğan diyeceksin. Ya sen ne cahil adamsın ya, bu ne mantıksızlık. Böyle bir durum. Yanında taşıdığı adamların her biri bir alem. Çanakkale'de o şehitlerin yanında hepsi içti. Eğitim vermeye geldiniz, önce kendiniz eğitim alın ya. Ya 24 saat de içmeyiverin ya, burası Kabristan. Bu şehitler, bunlar için mi şehadet şerbeti içti. Kahroluyorlar.

Biz asla etnik milliyetçilik yapmayacağız. Biz bu noktada, ırkçılık noktasında asla böyle bir yaklaşım içinde olmayacağız. Tüm etnik unsurlar, birbirimizi yaradandan ötürü seveceğiz.

Siz sadece bir etnik yapının bu ülkede egemenliği için çalışıyorsunuz, buna müsaade etmeyeceğiz. Zira biz tek vatan diyoruz, 780 bin kilometrekarede herhangi bir yeni unsur oluşturmanın gayretine girenlere de müsaade etmeyeceğiz. Varsın gelsin sizin milletvekilleriniz teröristleri o dağlardan tepelerden toplasınlar.

Biz tembel olamayız, çok çalışacağız. Herkesin ağzına geleni söylemeye hakkı olabilir ama bizim yok. Herkesin milleti umursamadan bildiğini okumaya hakkı olabilir, bizim yok. Hesapsız kitapsız işlere kalkışmaya hakları olabilir ama bizim yok. İster ekonomisi ile ilgili ister iç siyasetle, isterse başka herhangi bir konu ile ilgili olsun tüm işlerimiz de bu kriterlere uygun davranmazsak işlerimizi sıkıntıya sokarız.

Bir kısım arkadaşlarım görevlerine devam ediyor. Değişim ihtiyacı olan yerlerde bugüne kadar hizmet etmiş arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bizim bu kardeşlerimizle, yollarımızı kaybettik diye bir şey kesinlikle anlaşılmamalı. Biz buna sıradan, diğer partiler gibi bakmayacağız. Davada olay zaman zaman makam mevki değişikliğini gerektirebilir. Bundan dolayı da kimse üzülmemeli. Kime ne zaman hangi mevkide görev düşeceği belli olmaz. Belediyelerde de şimdiden bir takım düzenlemeler yapmaya başladık. Kritik gördüğümüz bir takım yerlerde mevcut isimlerin çekilmesi konusundaki kararımızı adım adım hayata geçiriyoruz.

"CHP başımıza adeta FETÖ'nün şakirti kesildi"

En anakronik ana muhalefet partisine sahibiz. Tüm kadroları, yabancı devletlerden terör örgütlerine kadar tüm aktörlerin yanındadır. Hemen hesap yapmışlar, "50 milyar zarara girdik krizde" diye. Sözde adalet yürüyüşü yapıyorlar, terör örgütü mensupları ve onlarla beraber olanlarla birlikte. Başımıza adeta, FETÖ'nün şakirti, PKK'nın yoldaşı, AB'nin 5. kolu kesildiler.



"Ben Ecevit'in anlayışına sataşıyorum"

Bugünkü CHP ile kitaplarda okuduğumuz bazıları arasında irtibat görmüyorum. Diyor ki, "Ecevit'e sataşma". Ben Ecevit'in anlayışına sataşıyorum. Ben bu milletin temsilcilerinin, Amerika'nın başkanının tırabzana oturup kendisinin de el pençe divan durmasını kabul edemiyorum.

Talimatı verdim; 18 Mart'ta konuşmayacak

Çanakkale'nin belediye başkanı ciddi bir terbiyesizlik yaptı. Bizim meclis üyemize, bir bayan, hani bunlar kadın hakları savunucusuydu, seçilmiş bir meclis üyesine, "sesini kes", "çık", diyor. Ben de talimatını verdim. Bu belediye başkanını 18 Mart'ta Çanakkale törenlerinde konuşturmayacaksınız. Oradaki düzenlemenin faili hükümettir, validir. Bu seçilmişler için de böyle bir adımı attı. Bunun hesabını verecek.



"Müftülüklerin nikâh kıymasıyla ilgili düzenleme isteniz de istemeseniz de Meclis'ten geçecek"

Ben de buradan bununla ilgili açıklama getireyim. Bunlar milleti tanımadıkları gibi kanun da bilmiyorlar. Şu anda nikahları kim kıyıyor. Bir kamu görevlisi olan belediye başkanı veya onun yetki verdiği nikah memuru. Bizim vatandaşlarımızın kahir ekseriyeti, resmi nikah kıydığı zaman onunla yetinmiyor, hocaya gidiyor, kayıt dışı bir nikah da orada kıyıyor. Bu gerçekleri göz önüne almak lazım. "Laikliğe aykırı" diyor. Batıda kilise bu işi yapıyor. Onları da örnek gösterirken bunu kendime zul addediyorum. İsteseniz de istemeseniz de bu Meclis'ten geçecek. Senin memurlarının lafını o Anadolu'daki kız dinlemez ama bir hocaefendinin lafını Anadolu'daki kız da erkek de dinler. Burada illa filanca caminin imamına, müftüye git diye bir şey yok. İstersen bekle belediyeyi, belediye ne zaman tarih verirse o zaman kıydırırsın. Bunlar da nikah üzerinden içlerindeki husumeti ortaya döküyorlar. Buradaki rahatsızlığın tek sebebi nikahı kıyacak kişinin din görevlisi olmasıdır.

Nikahı müftü değil de, tapu müdürü, orman müdürü kıyacak olsa bunların hiçbirinin itirazı olmaz. Veysel hoca da gülüyor, "işi ormana yükleyecek" diye.

2019 yılında yine biz kendimizle yarışacağız. Başarı çıtasını sürekli yükselttik. Zorlu bir imtihan bizleri bekliyor."