Adını ünlü yazar William Shakespeare'in “Othello” adlı eserinden alan bu rahatsızlık, kişinin sevdiği birini hastalık derecesinde kıskanması durumu olarak ifade edilmektedir.

Psikiyatr Dr. Sümer Öztanrıöver, bu kişilerin olmayan şeyleri olmuş gibi düşündüğünü ve öyle hareket ettiğini belirtti. Othello Sendromu çekenlerin özellikle eşi ve sevgililerini devamlı izlediğini ve her hareketini araştırdığını kaydeden Dr. Öztanrıöver, "Bütün hezeyanlarda olduğu gibi hastanın aldatıldığına olan inancı, mantıklı açıklamalardan ve gerçek kanıtlardan etkilenmez. Eşinin telefona geç cevap vermesi, kapıyı geç açması, vücuttaki bir morluk, elbisedeki leke, perdenin açık olması, aldatmanın kanıtları olarak görülür. İşlenen birçok cinayetin faili Othello Sendromu hastalığı olabilir" dedi.

Kıskanılan kişinin sıklıkla kendi davranışlarını kısıtlayarak uyum sağlamaya çalışmasının bir işe yaramayacağını belirten Dr. Öztanrıöver şöyle konuştu:

"Ancak aşırı sorgulanan eşin giyimini, davranışlarını kısıtlaması, hatta sokağa çıkmaması hiçbir işe yaramaz. Bitmek bilmez suçlamalarla bunalan mağdur eş, sıklıkla depresyona girer. Hasta eşe karşı ilgi, istek kaybı gelişir. Bu durum da aldatmanın kanıtı olarak yorumlanır. Kıskanılan kişiye yönelik sözel ve fiziksel şiddet sıklıkla ortaya çıkar. Bunalan eşin ayrılma girişimi şiddet ve ölüm tehditleriyle karşılanır. Ruhsal açıdan sağlıklı olan bir kişi, aldatma şüphesi ile yaşamak yerine eşinden ayrılmayı tercih edecektir. Oysa Othello Sendromlu bir hasta, kendisini aldattığına inandığı eşini asla bırakmak istemez. Bu kişiler, hasta olduklarının farkında değillerdir."

Böyle durumlarda özellikle şiddet varsa bunun mutlaka ciddiye alınması gerektiğini belirten Dr. Öztanrıöver, "Eve yaklaşmama cezası, elektronik kelepçe gibi tedbirler bu durumdaki hastalarda hiçbir işe yaramayacaktır. Bu nedenle mahkemelerce, eşlerine şiddet uygulayan kişilerin mutlaka ruhsal muayenelerinin yaptırılması, varsa hastalıklarının tespiti ve tedavilerinin yapılması, üzücü durumların yaşanmasını önleyecektir. Othello Sendromu'nda ilaç tedavisi oldukça yararlıdır. Kişi hastalığını kabul etmeyeceği için, onun hasta olduğunu vurgulamak yerine, bu durumun kendisinde ve eşinde yarattığı duygusal incinmelerin vurgulanması tedaviye uyumu kolaylaştıracaktır" dedi.

Psikiyatr Dr. Sümer Öztanrıöver, aşırı kıskançlığın özellikle gençler arasında sevginin kanıtı olarak görüldüğünü kaydederek, "Ilımlı bir kıskançlık kabul edilebilir. Ancak partnerinin davranışlarını, giyim tarzını, arkadaşlarını, seçimlerini değiştirmeye yönelik girişimler, hastalıklı bir kıskançlığın göstergesidir. Kıskanılan kişi, ödün verdikçe kıskançlık daha da artacaktır. Ödün verilmediği için biten ilişkinin acısı, ömür boyu prangaya mahkum yaşamaktan kat kat iyidir" diye konuştu.