Yapımcılığını yaptığı mobil oyun "Recontact: İstanbul" ile dünya genelinde 60 milyonu aşkın kişiye ulaşan girişimci Simay Dinç, "Çocukluğumdan beri oyun dünyasına ilgim büyüktü. Teknoloji ve yeni medya sanatının yaratıcı bir formu olan oyun endüstrisinde yer almayı çok istiyordum." dedi.

Üniversite yıllarından bu yana teknoloji ve sanata ilgi duyduğunu anlatan Dinç, kendini keşfetmek, dünyayı tanımak ve hayallerini gerçekleştirmek için yurt içinde aldığı eğitimin yanı sıra Amerika, İngiltere, Almanya, İspanya, Japonya ve Avustralya'nın da aralarında bulunduğu 30'u aşkın ülkede ilgi alanlarına ilişkin araştırmalar yaptığını, eğitimler aldığını dile getirdi.

Aynı zamanda Women in Games Türkiye'nin kurucusu ve Oyun Yapımcıları ve Geliştiricileri Derneği (OYUNDER) Yönetim Kurulu Üyesi olan Dinç, "Yurt dışına her gittiğimde sıfırdan başladım. Kendi paramı hep kendim kazandım. Bu da bana inanılmaz bir öz güven kazandırdı. Hiçbir ülkede işsiz kalmam. Sıfırdan başlayıp o ülkede iş bulabilir, iş kurabilirim." dedi.

Dinç, 4 yıl önce oyun endüstrisindeki gelişmeleri yakından takip edebilmek için Japonya'ya gittiğini bildirerek, 3 haftada toplam 14 teknoloji fuarını gezdiğini söyledi.

Fuarlardaki oyunlar ve teknolojiler hakkında detaylı bilgi almak için Japonca da öğrendiğini aktaran Dinç, oyun endüstrisindeki en gelişmiş ülkelerden biri olan Japonya'da oyun salonlarında gençlerden yaşlılara kadar birçok kişinin oyun oynadığını ifade etti.

İlk yazdığı animasyon oyununun yabancı bir şirket tarafından "çalındığını" öne süren Dinç, şunlar dile getirdi:

"Çocukluğumdan beri oyun dünyasına ilgim büyüktü. Teknoloji ve yeni medya sanatının yaratıcı bir formu olan oyun endüstrisinde yer almayı çok istiyordum. İlk oyunumun senaryosunu yazdım, karakterlerini tasarladım, Türkiye'de oyun endüstrisini tanımadığım için oyunumla ilgili Kore'deki bir oyun şirketiyle uzun bir süre yazıştık. Ortaya çok güzel bir oyun çıkmıştı. Bir ara şirketten maillerime cevap gelmemeye başladı. Daha sonra Kore'ye fuara giden arkadaşlarımdan kendi geliştirdiğim oyunun satışta olduğunu öğrendim. Hukuki süreç başlatacaktım ancak davanın çok uzun sürmesi ve maddi zorluğundan dolayı enerjimi yeni bir oyun geliştirmeye karar verdim. Biz de kardeşimin uzmanlık alanı film endüstrisi ile oyun endüstrisini bir araya getiren 'Recontact: İstanbul'u geliştirdik. İlk defa bir mobil oyunda video sanatını kullandık. Oyun, İstanbul'un ilgi çeken Eminönü, Taksim, Galata, Ortaköy, Beyoğlu, Sultanahmet ve Haliç gibi semtlerinde geçiyor. Oyunda, İstanbul sokaklarında özel çekilmiş güvenlik kamerası görüntüleri eşliğinde, eşkali verilen şüphelilerin tespit edilmesi hedefleniyor."

İstanbul'u anlattığı oyununu milyonlar oynuyor

Yönetmenliğini ve tasarımını Eray Dinç'in, geliştiriciliğini ise Can Aksoy'un üstlendiği "Recontact: İstanbul"un 10 farklı seviyeden oluştuğunu anlatan Dinç, oyunda kalabalıklar içinde zorlaşan şartlara karşı mücadele edildiğini ve oynayanlara biraz polisiye biraz da bulmaca hissi verdiğini aktardı.

Oyunun Türkçenin yanı sıra Çince, İngilizce, Almanca, İspanyolca, Japonca, Arapça, İtalyanca, Rusça, Korece ve Fransızca da oynandığını belirten Dinç, oyunu 150'yi aşkın ülkede 60 milyonu aşkın oyunseverin takip edip oynadığına dikkati çekti.

Oyuna en fazla 22 milyonla Çinlilerin ilgi gösterdiğini belirten Dinç, Çinlileri 12 milyonla Ruslar, 4 milyonla da Endonezyalı oyunseverlerin takip ettiği bilgisini paylaştı.

Ödüllü oyunda yeni hedef 100 milyon oyuncu

Video sanatıyla mobil oyunu entegre ederek bir ilki gerçekleştirdiklerine değinen Dinç, Recontact: İstanbul'un Apple tarafından geçen sene 153 ülkede en iyiler arasında gösterildiğini, 34 ülkeden 100'ü aşkın projenin yarıştığı Los Angeles New Media Film Festivali'nden de bu sene ödülle döndüğünü kaydetti.

Oyunun yeni versiyonunu kasım ayında tanıtacaklarını anlatan Dinç, "Recontact: İstanbul'un yeni versiyonu dünyanın ilk sinematografik oyunu olarak piyasaya çıkacak. Hedefimiz ise bu versiyonda dünya genelinde 100 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşmak. Oyunumuzun çıkış tarihi ise Ayvalık'ta zeytin hasat döneminde olacak. Yeni oyunu çıkarmak için bir ekip köyden, bir ekip İstanbul'dan çalıştı." dedi.

"555 yıllık Yeniçarohori'de dijital 'Kıraarthane"

Oyundan kazandıklarıyla sosyal girişimcilik projeleri geliştirdiklerini anlatan Dinç, Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde Yeniçarohori olarak anılan Küçükköy'ün bilim ve sanat köyü olması için 3,5 yıldır çalıştığını ifade etti.

Simay Dinç, Yeniçarohori'nin 1462 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Midilli'nin kontrolünü sağlamak için 300 yeniçeriyi o bölgeye göndermesiyle kurulduğunu belirterek, köyü bilim ve sanatla tekrardan canlandırmak istediklerini aktardı.

Dinç, şöyle devam etti:

"Köy, 1980 sonrasında daha iyi yaşam koşulları için terk edilmiş. Köyde kalan ve yaşayanlar tarafından hep destek gördük. Bilim insanlarını, sanatçıları köye davet ettik. Köyün meydanında tarihi bir kıraathaneyi içine sanatı (art) ekleyerek "Kıraarthane"ye yani bir dijital sanat merkezine dönüştürdük. Amacımız köy çocuklarını dijital dünyayla tanıştırmak. Yaratıcı endüstride çalışanlar köyümüze gelsin, 'Kıraarthane'de ya da köyümüzde çalışsın istedik. Bu sene 'Kıraarthane'de köy çocuklarına ücretsiz dijital sanat eğitimler vermeye başladık. Oyunlaştırma semineri düzenledik. Köy çocuklarının ilgisi inanılmaz. Gelecek dönem kodlama, yazılım, robotik teknolojileri eğitimleri vereceğiz. Kıraarthane dijital sanat merkezinin yanında köyümüzde 16 sanat galerisi de var. Köy çocukları farklı sanat disiplinleriyle tanışıyor. Hangisine ilgisi varsa o galeride ücretsiz eğitimler alıyor. Köy kadınlarımız el emeklerini sergileyip yetiştirdikleri ürünleri satarak ev ekonomisine katkıda bulunuyor. En büyük hayalim köy çocuklarıyla dijital mahsuller üretip hasadı dünyayla paylaşmak."

Dinç, girişimci olmak isteyen kadınlara da şu tavsiyelerde bulundu:

"Girişimcilik bir sanat. Girişimcilikte dirençli olma, vazgeçmeme, dayanıklı olma var. Girişimcinin amacı kısa zamanda zengin olmak değil bir soruna, bir probleme yaratıcı bir çözüm bulmak, kaynak yaratmak, bulduğun çözümü milyonlarca kişiye ulaştırmak. Kendini her alanda geliştirmen lazım. Sorunu göreceksin, çözümü oluşturacaksın, ürünü/hizmeti üreteceksin, pazarlayacaksın, network oluşturacaksın, ağına yatırım yapacaksın. Bir nevi İsviçre çakısı gibi olacaksın ki önüne her zaman engel çıkacak ve sen farklı yeteneklerinle bunların üstesinden geleceksin. İşinin çaycısı da patronu da sen olacaksın. Parayı ise bir amaç olarak değil araç olarak göreceksin yoksa hep kaybedersin. Para kazanırsan da kazandığını tekrar paylaşacaksın ki büyüyesin, dünya çapında işler yapabilesin.Yaptığın iş genlerine işleyecek, 7 gün 24 saat seninle olacak."