“Bir şey olmaz”

1 Mart’ta başlayan kademeli normalleşme bana göre çok erken alınmış bir karardı.

Bu konu hakkında meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları gibi birçok yerden erken olduğu konusunda açıklama yapılmasına rağmen uygulama eylemi hayata geçirilmiş ve sonuç gözler önüne serilmiştir. Vaka sayısının 20 binleri aştığı Türkiye'de, Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan risk haritasındaki kırmızı renkli il sayısı 25'ten 39'a çıkmış bulunmaktadır. Kentlerde tedbirler artırılırken, uzmanlar bu tırmanışın devam etmesi durumunda Türkiye'nin komple kapanabileceğini de söylemektedir…

 Neye göre kime göre tedbir alıyoruz…

 Tedbiri kim alacak, nasıl alacak ve nasıl uygulayacak? Vatandaş yasaklara ne kadar duyarlı, gelin bir de buna bakalım…

 Siz bu yazımı okuyanlar, vatandaşın bireysel olarak net tedbirler aldığına inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum, bununla beraber vatandaşın tedbirlerin yanı sıra bilinen ama hep göz ardı edilen konularda da çok duyarlı olması gerekmektedir. Yöneticilerimiz için de daha da ince eleyip sık dokumaları gereken konular olduğunu vurgulamak istiyorum, pandemiye uygun yasalar çıkartmaları gerektiğine inanıyorum. Diyeceksiniz ki yasalar çıkıyor daha ne çıksın, okumaya devam ettiğinizde ne çıkması gerektiğini daha net anlayacaksınız...

 Nedir bunlar…

 Her zaman her fırsatta her yerde söylüyorum ve yazılarımda da belirtiyorum, öncelikle vatandaşın çok iyi bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi lazım. Ben doktor değilim ama bazı konularda da doktor olmaya gerek yok. Doğru birdir, ikinci bir doğru yoktur…

 Koronavirüs konusunda şu anda vatandaşta bir boş vermişlik var, peki vatandaşı bu duruma getiren nedir? Tv ekranlarına çıkıp ahkam kesen Prof. veya Dok. Unvanlı kişilere doğal olarak vatandaş unvanlarından dolayı inanıyor ve güveniyor. Ekranda birisi çıkıp tuzlu suya gargara yapın, daha sonra başka biri çıkıp hayır öyle bir şeye inanmayın derse bu kişiler arasındaki çelişkiler ve bunun gibi daha birçok örnek, vatandaşın güvenini yitirmesinin en önemli nedenleridir…

 Vatandaşa yapılan maske takın telkinleri kimi zaman ceza ile kimi zaman baskı ile hedefine ulaştı. Vatandaşların kimisi ceza korkusundan maske takıyor, kimisi de gerçekten virüsten korktuğu için maske takıyor. Maske konusu öyle ya da böyle sürüp gidiyor...

 Burada maske ile ortaya farklı bir sorun çıktı. Kimse bunun farkında değil, belki de farkındalar ama üstüne düşmüyorlar. Maskeyi takan vatandaş o maskenin kendisini her şeyden (tüm virüslerden, tüm kötülüklerden) koruduğunu sanıyor. Ağzına veya çenesinin altına maske takan kişi ‘’Ohhh tamamdır bu iş oldu’’ diye düşünerek hiçbir şey yokmuş gibi yaşamına devam ediyor. Virüs öncesi yaşamından hiçbir şey değişmedi. Maske kullanımını topyekûn tedbir zannediyor, ekmeği gözle değil elle seçerek almaya devam ediyor, dünyaca tescillenmiş mikrop yuvası olarak bilinen paraları her şekilde cebine koyup çıkartıyor. Hiçbir şey yokmuş gibi akşam saatlerine kadar her yere dokunan ve üstüne sigara yakıp tüttüren kişiler olduğu sürece, bu insanlara siz sağlığın önemini en iyi şekilde empoze edemezseniz ve o empozeye uygun tedbirler almazsanız vaka sayılarını düşüremezsiniz…

 Tedbir için sokaklar yasaklandı ama yasak olduğu günler sokaklar normal günlerden daha kalabalıktı. Ekmeği bahane eden, çayı/şekeri bahane eden markete koştu. Peki ama neden yürüme mesafesindeki marketlerden günlük ihtiyaçları almak serbestti. Bana göre sokak yasakları kısmen hedefine ulaşmadı. Sokağa çıkma yasağı mı var, sokakta kuş dahi uçurtmayacaktık...

 Hep söyledim yine söylüyorum, aşılamayı sağlıkçılardan başladık ama 60 yaş üstü ile devam etmeyecektik. 60 Yaş üstünün tabii ki sağlığı çok önemli mutlaka onları koruyup kollamalıyız ama 60 yaş üstü zaten evden çıkmıyor yani tehlike arz etmiyor. Diğer taraftan; ekmek satan fırıncı, pasta satan pastane, börekçi, çaycı, kahveci yani kısacası toplum ile yakın temasta bulunuyor olan meslek erbapları ve sokak yasaklarının bile bizi bir araya gelmemizi engelleyemediği market çalışanları gibi çeşitli meslek grupları sağlık görevlilerinden sonra aşıya alınsaydı inanın biz bu virüsün en az %25 belini kırardık…

 Kış boyunca ama aç ama tok aldığımız tedbirler sigara dumanı gibi havada savrulup gitmek üzere. Kış boyunca eve tıkıldık, iyi bir yaz tatilini hak ettik diyenlerin hevesi kursağında kalacak. İnşallah böyle olmaz ama bu durumumuzu şu anki şekline getiren gene bizleriz. Nasıl ki başarı da başarısızlık insanın kendi elinde ise bu da kendi elimiz değdi...

 Biz yürek yemiş bir milletiz. 20 bini aşmış vaka sayıları her gün bangır bangır tv'lerde söylenirken biz hala ‘’BİR ŞEY OLMAZ’’ nidalarıyla ortalarda dolaşmaya devam ediyoruz. Bahar aylarının en güzel günleri Nisan-Mayıs aylarında evlere kapanmak zorunda kaldığımızda da işte o zaman ‘’BİR ŞEY OLUR MU OLMAZ MI’’ gerçeğini anlayacağız... Sevgilerimle / 24.03.2021

 Ali ERTURAN

gazetecialierturan@gmail.com